Bazen gün boyunca fiziksel olarak çok fazla şey yapmadığınız halde akşam olduğunda kendinizi tükenmiş hissedersiniz. Çünkü yorulan yalnızca beden değildir. Sürekli aynı konuşmayı düşünmek, gelecekte olabilecekleri hesaplamak, verdiğiniz kararları tekrar tekrar sorgulamak ve zihninizde farklı senaryolar kurmak da oldukça yorucu olabilir.
“Acaba yanlış mı söyledim?”, “Böyle yapmasaydım daha mı iyi olurdu?”, “Ya işler istediğim gibi gitmezse?” gibi düşünceler zaman zaman herkesin zihninden geçebilir. Sorun, bu düşüncelerin bir cevap üretmeden tekrar tekrar dönmeye başlamasıdır.
İşte günlük dilde “fazla düşünmek” olarak adlandırdığımız durum çoğu zaman tam olarak budur.
Düşünmek ile Fazla Düşünmek Arasında Ne Fark Var?
Bir problemi düşünmek son derece normal ve gereklidir. Karar vermek, plan yapmak ve yaşadığımız olaylardan ders çıkarmak için düşünmeye ihtiyacımız vardır.
Fakat sağlıklı düşünme genellikle bizi bir noktadan diğerine götürür.
Bir sorunu değerlendirir, seçenekleri gözden geçirir ve sonunda bir karar veririz.
Fazla düşünmede ise zihinsel hareket vardır ancak ilerleme yoktur.
Örneğin geçmişte yaptığınız bir hatayı değerlendirip “Bir dahaki sefere böyle davranacağım” demek çözüm odaklı düşünmedir.
Aynı olayı onlarca kez zihninizde canlandırıp “Neden böyle yaptım?” diye kendinizi sorgulamaya devam etmek ise sizi yeni bir sonuca ulaştırmayabilir.
Bu döngü geçmişe yönelik olduğunda sıklıkla ruminasyon, geleceğe yönelik olduğunda ise sürekli endişe şeklinde karşımıza çıkabilir.

Beynimiz Neden Aynı Düşüncelere Geri Dönüyor?
Beynimiz belirsizlikten pek hoşlanmaz.
Bir konu çözüme kavuşmadığında veya kontrolümüz dışında olduğunda zihnimiz onu tekrar tekrar değerlendirmeye eğilim gösterebilir. Sanki yeterince uzun düşünürsek bütün ihtimalleri hesaplayabilecek ve kötü bir sonucu engelleyebilecekmişiz gibi hissedebiliriz.
Fakat hayatın önemli bir kısmı tamamen kontrol edilebilir değildir.
Başka insanların ne düşüneceğini, gelecekte tam olarak ne olacağını veya verdiğimiz her kararın sonucunu önceden bilmemiz mümkün değildir.
Buna rağmen zihnimiz kesin bir cevap aramaya devam ettiğinde düşünce döngüsü uzayabilir.
Fazla Düşünmek Neden Yoruyor?
Zihinsel olarak yoğun bir gün geçirdikten sonra fiziksel bir iş yapmış gibi yorulmak şaşırtıcı değildir.
Sürekli karar vermek, ihtimalleri değerlendirmek ve dikkati aynı problem üzerinde tutmak zihinsel kaynaklarımızı kullanır. Üstelik fazla düşünme çoğu zaman stresle birlikte ilerler.
Aynı zamanda zihniniz sürekli geçmiş veya gelecekle meşgulse bulunduğunuz ana odaklanmak zorlaşabilir.
Bir yazıyı birkaç kez okumak, konuşulanları kaçırmak, yaptığınız işe odaklanamamak veya basit kararları bile gereğinden fazla düşünmek bu dönemde daha sık yaşanabilir.
Asıl problem ise gece başladığında ortaya çıkabilir.
Gün boyunca ertelediğiniz düşünceler yatağa girdiğiniz anda sıraya giriyorsa uykuya dalmak zorlaşabilir. Yetersiz uyku ertesi gün zihinsel yorgunluğu artırabilir ve böylece döngü devam edebilir.
Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışmak Döngüyü Büyütebilir
Fazla düşünmenin arkasında bazen “doğru kararı vermeliyim” düşüncesi vardır.
Örneğin küçük bir seçim yaparken bile:
“En doğru seçenek hangisi?”
“Sonradan pişman olur muyum?”
“Ya yanlış karar verirsem?”
diye uzun süre düşünebilirsiniz.
Oysa günlük hayattaki birçok kararın tek bir kusursuz cevabı yoktur.
Her ihtimali değerlendirmeye çalışmak karar vermeyi kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle kendinize “En mükemmel karar hangisi?” yerine “Elimdeki bilgilerle yeterince iyi bir karar verebilir miyim?” diye sormak daha işlevsel olabilir.

Düşünceleri Susturmak Yerine Yönünü Değiştirin
“Bunu düşünmeyeceğim” demek çoğu zaman düşündüğümüz kadar etkili değildir.
Bunun yerine düşüncenin farkına varıp dikkatinizi başka bir şeye yönlendirmeyi deneyebilirsiniz.
Kendinize şu soruyu sorun:
“Bu konuda şu anda yapabileceğim somut bir şey var mı?”
Cevabınız evetse küçük de olsa bir adım belirleyin.
Bir telefon görüşmesi yapmanız gerekiyorsa arayın. Bir karar vermeniz gerekiyorsa seçenekleri yazın. Yarın yapılacak bir işse takviminize ekleyin.
Cevap hayırsa aynı düşünceyi tekrar tekrar değerlendirmenin size ne kazandırdığını sorgulayabilirsiniz.
Bazen çözüm daha fazla düşünmek değil, düşünmeyi bırakabileceğiniz noktayı fark etmektir.
Zihniniz Dolduğunda Hareket Edin
Fazla düşünmeye başladığımızda genellikle aynı yerde oturmaya devam ederiz.
Oysa kısa süreli fiziksel aktivite dikkatin başka bir noktaya yönelmesine yardımcı olabilir.
Özellikle yürüyüş bunun için oldukça kolay uygulanabilecek bir seçenektir.
Telefonunuzu birkaç dakika kenara bırakıp dışarı çıkmak, çevrenizdeki seslere ve görüntülere dikkat ederek yürümek zihinsel rutini değiştirebilir.
Buradaki amaç düşüncelerden kaçmak değildir. Zihnin aynı konu etrafında dönmeye devam ettiği ortamdan kısa süreliğine uzaklaşmaktır.
On dakikalık bir yürüyüş bütün problemlerinizi çözmeyebilir ama masanın başında aynı düşünceyi yüzüncü kez değerlendirmekten daha iyi bir mola olabilir.

Zihninizi Rahatlatmak İçin Küçük Yöntemler
Fazla düşünme döngüsünü fark ettiğinizde birkaç basit yöntem deneyebilirsiniz:
• Aklınızdakileri bir kâğıda yazın.
• Kontrol edebileceğiniz ve edemeyeceğiniz şeyleri ayırın.
• Karar vermek için kendinize bir süre sınırı koyun.
• Aynı düşünceye tekrar döndüğünüzü fark etmeye çalışın.
• Telefon ve sosyal medya kullanımına kısa bir ara verin.
• Kısa bir yürüyüş yapın veya bulunduğunuz ortamı değiştirin.
• Uyku öncesinde zihninizi yoğun şekilde uyaran içerikleri azaltın.
Amaç zihninizi tamamen boşaltmak değildir. Zaten insan beyninin sürekli hiçbir şey düşünmeden kalması gerçekçi bir hedef değildir.
Ama hangi düşüncenin gerçekten çözüm gerektirdiğini, hangisinin yalnızca tekrar ettiğini fark etmek mümkündür.
Ne Zaman Destek Almak Gerekebilir?
Zaman zaman bir konuyu fazla düşünmek günlük yaşamın normal bir parçasıdır.
Ancak düşünceleriniz uzun süredir kontrol edilmesi zor bir hale geldiyse, uykunuzu bozuyorsa, günlük işlerinize odaklanmanızı engelliyorsa veya yoğun kaygıyla birlikte görülüyorsa profesyonel destek almak faydalı olabilir.
Çünkü sürekli düşünmek her zaman “çok detaycı bir insan olmak” anlamına gelmez. Bazı durumlarda kaygı bozuklukları veya depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarıyla da ilişkili olabilir.
Zihnimizin görevi düşünmektir. Ancak her düşünceyi çözmek, her ihtimali hesaplamak ve gelecekte yaşanabilecek her duruma bugünden hazırlanmak zorunda değiliz.
Bazen zihnin ihtiyacı yeni bir cevap değil, aynı soruyu bir süreliğine bırakabilmektir.