İlkokuldaki ilk gününüzü hatırlıyor olabilirsiniz. Yıllar önce bir arkadaşınızın söylediği tek bir cümle hâlâ aklınızda olabilir. Ama üç gün önce akşam yemeğinde ne yediğinizi düşününce hiçbir şey gelmeyebilir.

Daha ilginci, bazen bir koku veya şarkı yıllardır aklımıza gelmeyen bir anıyı bir anda geri getirebilir.

Peki beynimiz neyi saklayacağına, neyi unutacağına nasıl karar veriyor?

Aslında hafızamız yaşadığımız her şeyi eksiksiz kaydeden bir kamera değildir. Dikkatimiz, duygularımız, tekrarlar ve olayların bizim için taşıdığı anlam hangi bilgilerin daha güçlü hatırlanacağını etkiler.

Beynimiz Yaşadığımız Her Şeyi Kaydetmiyor

Gün içerisinde inanılmaz miktarda bilgiyle karşılaşıyoruz.

Sabah işe giderken gördüğünüz insanların kıyafetleri, trafikte yanınızdan geçen araçlar, markette çalan müzik, telefonda gördüğünüz onlarca paylaşım…

Bunların hepsini yıllarca saklamak hem gereksiz hem de verimsiz olurdu.

Bu nedenle bir bilginin uzun süreli hafızada güçlü bir iz bırakabilmesi için öncelikle ona yeterince dikkat etmemiz gerekir.

Örneğin telefonunuza bakarken biri size bir şey söylediyse birkaç dakika sonra:

“Sen bana bunu söylemiş miydin?”

diye sorabilirsiniz.

Belki sorun hatırlayamamanız değildir. Bilgi en başta yeterince güçlü şekilde işlenmemiştir.

 

Duygusal Anıları Neden Daha Kolay Hatırlıyoruz?

Hayatınızdaki çok mutlu, korkutucu, utandırıcı veya üzücü anları düşünün.

Muhtemelen sıradan bir salı gününden çok daha fazla ayrıntı hatırlıyorsunuz.

Duygusal açıdan önemli olaylarda beynin duygu işleme süreçlerinde rol alan amigdala, hafıza oluşumunda önemli görevleri bulunan hipokampus gibi bölgelerle etkileşim içerisindedir.

Bu nedenle duygusal açıdan güçlü deneyimler hafızada daha belirgin izler bırakabilir.

İlk aşkınızı, çok büyük bir tartışmayı veya yıllar önce yaşadığınız utanç verici bir anı hâlâ hatırlamanızın nedenlerinden biri budur.

Fakat güçlü bir anının çok canlı olması, bütün ayrıntılarının kesinlikle doğru olduğu anlamına gelmez.

Hafızamız Bir Video Kaydı Gibi Çalışmıyor

En şaşırtıcı noktalardan biri burada ortaya çıkıyor.

Bir anıyı hatırladığımızda beynimiz geçmişte kaydedilmiş kusursuz bir videoyu oynatmıyor.

Anılar yeniden yapılandırılabilir.

Aradan geçen zamanda öğrendiğimiz bilgiler, başkalarının anlattıkları ve kendi yorumlarımız anının bazı ayrıntılarını etkileyebilir.

Bu nedenle iki kişi aynı olaya tanık olup yıllar sonra tamamen farklı ayrıntılar hatırlayabilir.

Hatta son derece emin olduğumuz bazı ayrıntılar bile gerçekte farklı yaşanmış olabilir.

Bir anının canlı olması, onun yüzde yüz doğru olduğu anlamına gelmez.

Bir Şarkı Neden Bizi Yıllar Öncesine Götürebilir?

Eski bir şarkı çalar.

Bir anda kendinizi üniversite yıllarınızda, eski bir yaz tatilinde veya çocukluk evinizde hissedersiniz.

Çünkü anılar çoğu zaman tek başına saklanmaz. Sesler, kokular, mekanlar ve duygular anılar için birer hatırlatıcı görevi görebilir.

Özellikle koku bu konuda oldukça güçlü olabilir.

Yıllardır koklamadığınız bir parfüm size eski bir arkadaşınızı, bir yemek kokusu çocukluğunuzdaki aile sofralarını hatırlatabilir.

Anı aslında tamamen kaybolmamış olabilir; yalnızca onu yeniden erişilebilir hale getirecek doğru ipucuyla karşılaşmamış olabilirsiniz.

Neden Bazı Utanç Verici Anları Bir Türlü Unutamıyoruz?

Gece uyumaya hazırlanıyorsunuz ve beyniniz aniden sekiz yıl önce söylediğiniz saçma bir cümleyi önünüze getiriyor.

“Neden hâlâ bunu hatırlıyorum?”

Çünkü sosyal açıdan önemli ve güçlü duygular oluşturan deneyimler hafızada daha belirgin hale gelebilir.

Üstelik aynı olayı zihninizde tekrar tekrar düşünmeniz anıyı daha sık ziyaret etmenize neden olur.

İşin komik tarafı ise sizin yıllardır düşündüğünüz o olayı çevrenizdeki insanların büyük ihtimalle çoktan unutmuş olmasıdır.

İnsanlar genellikle başkalarının kendilerini ne kadar gözlemlediğini olduğundan fazla tahmin edebilir. Psikolojide buna spotlight effect, yani spot ışığı etkisi denir.

Neden Bebekliğimizi Hatırlamıyoruz?

Hayatımızın ilk yıllarında birçok önemli şey yaşanmasına rağmen çoğumuz bebekliğimizi hatırlamayız.

Bu durum çocukluk amnezisi olarak bilinir.

İnsanların yetişkinlik döneminde yaşamlarının ilk birkaç yılına ait otobiyografik anılarının çok az olması oldukça yaygındır.

Bunun tek bir nedeni olduğu düşünülmüyor.

Hafızayla ilişkili beyin sistemlerinin gelişmeye devam etmesi, dil becerilerinin henüz tam gelişmemiş olması ve kişinin kendilik algısının zaman içerisinde oluşması bu duruma katkıda bulunabilir.

Yani bebekken beynimiz çalışmıyor değildi. Öğreniyor, insanları tanıyor ve çevremize uyum sağlıyorduk.

Ancak bu deneyimlerin daha sonra erişebildiğimiz otobiyografik anılara dönüşme biçimi farklıydı.

Tekrar Ettiğimiz Şeyleri Neden Daha İyi Hatırlarız?

Yeni öğrendiğiniz bir telefon numarasını bir kez görüp aylar sonra hatırlamanız zordur.

Ama yıllardır kullandığınız numarayı düşünmeden söyleyebilirsiniz.

Tekrar, öğrenilen bilgilerin hafızada güçlenmesine yardımcı olur.

Ancak yalnızca aynı bilgiyi tekrar tekrar okumak her zaman en etkili yöntem değildir.

Bilgiyi aktif olarak hatırlamaya çalışmak, aralıklı şekilde tekrar etmek ve başka bilgilerle ilişkilendirmek öğrenmeyi daha kalıcı hale getirebilir.

Bu nedenle sınavdan önce bir gece boyunca aynı sayfaları tekrar tekrar okumak yerine bilgiyi günlere yayarak çalışmak genellikle daha etkili bir stratejidir.

Unutmak Her Zaman Kötü Bir Şey Değildir

“Keşke hiçbir şeyi unutmasaydım.”

İlk bakışta harika bir süper güç gibi geliyor.

Ancak unutmak da hafızanın normal ve gerekli parçalarından biridir.

Beynimizin karşılaştığı her ayrıntıyı aynı önemde saklaması günlük yaşamı oldukça zorlaştırabilirdi.

Eski, gereksiz veya artık kullanılmayan bilgilerin geri plana düşmesi önemli olan bilgilere ulaşmamızı kolaylaştırabilir.

Dolayısıyla sağlıklı hafıza yalnızca hatırlama yeteneğinden ibaret değildir.

Gereksiz bilgilerin zaman içerisinde zayıflaması da sistemin bir parçasıdır.

Hafızayı Güçlendirmek İçin Ne Yapabiliriz?

Hafızamızın nasıl çalıştığını bildiğimizde bazı basit alışkanlıkları daha bilinçli kullanabiliriz.

• Öğrenirken dikkatinizi tek bir işe vermeye çalışın.

• Yeni bilgileri bildiğiniz şeylerle ilişkilendirin.

• Tek seferde uzun çalışmak yerine tekrarları zamana yayın.

• Sadece tekrar okumak yerine bilgiyi kendiniz hatırlamaya çalışın.

• Yeterli uykuya önem verin.

• Düzenli fiziksel aktiviteyi hayatınıza dahil edin.

Ve en önemlisi, zaman zaman bir ismi veya nereye koyduğunuzu unuttuğunuz bir anahtar yüzünden hafızanızın kötü olduğuna hemen karar vermeyin.

Hafıza kusursuz olmak için tasarlanmış bir kayıt sistemi değildir.

Beynimiz her gün karşılaştığımız devasa bilgi yığını içerisinden bazı şeyleri güçlendirir, bazılarını geri plana iter ve bazılarını da zamanla değiştirerek yeniden hatırlar.

Belki de bu yüzden yıllar önce yaşadığımız küçücük bir an zihnimizde capcanlı kalırken dün öğleden sonra ne yaptığımızı düşünmek için birkaç saniye durmamız gerekebilir.

Hafızamız geçmişin birebir kopyası değil; beynimizin geçmişten bugüne taşıdığı seçilmiş bir hikâyedir.

Yoruma Kapalı