Kış geldiğinde üzerimize hem fiziksel hem de duygusal olarak bir ağırlık çöker ve kendimizi ruhsal olarak kötü hissedebiliriz. Kış aylarında genellikle fazla miktarda kilo alınır ya da alınan kilolar verilemez. Bu ve benzeri belirtiler, kış depresyonunun habercisi olmaktadır.

Mevsim geçişlerindeki duygusal iniş çıkışların sık yaşanması ile birlikte kış dönemlerinde bu tip tedirginliklerin daha yoğun hissedilmesinin ve hatta depresyona meyilin artmasının sebepleri de olmaktadır. Bu sebeplerden kısaca bahsetmek gerekirse;

Güneş ışınlarının azalması, havaların soğukluğu depresyona girişi tetikleyen faktörler arasında yer almaktadır. Sebebi ise, gözün ışığa duyarlı olan retina tabakası, gelen ışığı beynimizdeki epifiz bezine iletir ki bu durum uyku ritminizi düzenleyen melatonin hormonunun uyarılması ve aktif hale gelmesi için gerekli olmaktadır. Karanlığın bastırılması ile birlikte melatonin seviyesi yükselerek kendinizi uyuşuk, uykulu ve biraz daha fazla iştahlı hissetmenize neden olur.

Depresyon hali her bireyin çeşitli dönemlerde farklı şekillerde yaşayabildiği bir süreçtir. Bu süreçte önemli olan nokta ise depresyon halinizin süresi ve sizin sosyal hayatınıza olan etkisidir. Bu dönemlerin atlatılması veya geçiştirilmesi için en çok başvurulan yanlış yöntemlerden bir tanesi ise “yemeklere anlam yükleme” davranışı olmaktadır. Mutsuzluğu önlemek adına çikolata veya çeşitli karbonhidrat türevlerine ilgi göstermek bunlardan bazıları olabilmektedir. Sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olabilmek ise özellikle bu sıkıntılı dönemlerinizde önemli bir dönemeç olmaktadır.

Mevsimsel Depresyondan Nasıl Kurtulunabilir?

Depresyon ille de kişinin olumsuz bir yaşam olayına tepki olarak oluşmaz. Olumsuz yaşam olayları depresyonun tetikleyicilerden yalnızca birisi olmaktadır. Depresyon biyolojik yapımızın bir sonucu da olabilir, mevsimsel depresyon gibi doğa olaylarınca da tetiklenebilir. Kış aylarında kişi bir neden olmadan da üzgün hissedebilir. Bu bazen kolay ağlama, kolay sinirlenme ya da hiçbir şey hissetmeme şeklinde de gerçekleşir. Keyif alma duygusunun kaybı, sosyal ilişkilerden uzaklaşma da depresyon belirtilerinden birkaçı olmaktadır. Bunun yanında sıkıntı, kaygı hissi de meydana gelebilir ve bu duyguların birleşimi tam bir duyarsızlık şeklinde de kendini gösterir. Uyku ve iştah değişiklikleri depresyon döneminde belirgin olmaktadır. Enerji azlığı, çabuk yorulma, halsizlik, çaresizlik duygusu, umutsuzluk depresyon ile birlikte gelmektedir. Dikkat yoğunlaşmasında azalma ve güçlük, okul ya da iş yaşamında başarının düşmesi de örneklerden bazılarıdır. Bunların bazıları iki haftadan uzun süredir kişide varsa depresyon akla gelmeli ve bir hekime başvurmak yararlı olacaktır.

Beslenme ve Ruh Hali

Beynimizde sinir sistemlerinizin arasındaki iletimden sorumlu olan nörotransmiterler, besinlerde bulunan öğelerden çalışma kaynağını sağlamaktadır. Bu durumda şu sonuca ulaşabiliriz: Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu, merkezi sinir sistemimizin işlevinde de aksaklıklar meydana gelecektir.

Depresyon dönemi sonunda alınmış olan kilolara muhakkak aşinasınızdır. Bu süreçte uzman diyetisyenler ile ilerletilen süreçlerde biraz daha fazla hassasiyet ile hazırlanacak, kişiye özel beslenme programları ile bireyin depresyon düzeyini hafifletmeye yardımcı olmak amaçlanır.

 

Beslenmenizde Dikkat Etmeniz Gerekenler

  • Meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketip, tarım ilaçlarından arındığına emin olarak temizlenmiş şekilde günlük ihtiyacınız olan düzeyde tüketin.
  • Öğünlerinizi ihmal etmeyin. Günlük ihtiyacınız olan enerjiye uygun olarak yaklaşık ikişer saat aralıklarında öğün örüntüleri oluşturun.
  • Su içmeyi ihmal etmeyin.
  • Alkol ve sigaradan uzak durun. (Soyut bağımlılık oluşturduğunuz tüketim araçlarınız geçici mutluluklar haricinde çözüm yolu sunmayacaktır, unutmayın.)
  • Şeker tüketimini artırmak da sizlere kalıcı mutluluklar vermez. Şeker ve kahve gibi geçici mutluluk kaynaklarının etkisi sonrası, kendinizi olduğunuzdan daha fazla yorgun hissedecek olmanız kısır döngüde kalmanıza sebebiyet verecektir.
  • Çay, kahve, asitli içecekler iştah açıcı etkisi nedeniyle, aç karnına tüketilmesi halinde öğünlerinizdeki porsiyon kontrolünüzü zorlaştıracaktır.
  • Bağışıklık sisteminizin önemli kaynaklarından olan faydalı protein kaynaklarını günlük olarak muhakkak almaya özen gösterin.
  • Kan şekeri seviyenizi kontrollü düzeyde tutmaya yardımcı olacak önemli kaynaklardan biri de faydalı karbonhidratlar olan esmer ekmek grubunu (tam tahıllı, tam buğday, çavdar) günlük öğünlerinizde ideal porsiyonlarda tüketin.
  • İçerisinde omega-3 yağ asitlerini barındıran (depresyon tedavisinde önemli yardımcılardan) balık çeşitlerine haftada bir veya iki defa sofranızda yer verin.
  • Vitamin ve mineral yetersizlikleri ise ruh halinizin ve motivasyon düzeyinizin idealde kalmasında yardımcı olur. Bu sebepledir ki özellikle B ve C vitamini, Folik asit, Demir, Magnezyum, Potasyum, Selenyum ve Çinko düzeylerinizi muhakkak kontrol ettirip bir eksiklik söz konusu olması halinde takviyelerinizi yapmayı ihmal etmeyin.

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


İlgini Çekebilir

Metabolizma Hızlandırma ve Zayıflama İpuçları

Hareketsiz yaşam, otobüs ve araçlar, metrolardan taksilere, stres, tiroit bezinin düzensiz…