Kalbimiz durmadan çalışıyor, gözlerimiz saniyeler içinde farklı mesafelere odaklanıyor, cildimiz kendini yeniliyor, vücudumuz sıcaklığını belirli sınırlar içinde tutmaya uğraşıyor… Üstelik bunların büyük bölümünü fark etmeden günlük hayatımıza devam ediyoruz.

İnsan vücudu hakkında öğrendiklerimiz arttıkça sıradan görünen bazı özelliklerin aslında ne kadar ilginç olduğu daha iyi anlaşılıyor. İşte her gün gerçekleşen ancak çoğu zaman fark etmediğimiz 10 şaşırtıcı özellik.

1. Sabahları Biraz Daha Uzun Olabiliriz

Boyumuzun gün içerisinde hiç değişmediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Omurgamızdaki omurlar arasında, yükü dağıtmaya yardımcı olan diskler bulunur. Gece yatarken omurga üzerindeki yük azalır ve bu diskler bir miktar sıvı kazanabilir. Sabah ayağa kalktığımızda bu nedenle boyumuz günün ilerleyen saatlerine göre biraz daha uzun ölçülebilir.

Gün boyunca ayakta durdukça ve hareket ettikçe yer çekiminin etkisiyle disklerde hafif bir sıkışma meydana gelir.

Aradaki fark kişiden kişiye değişse de gün içerisinde yaklaşık 1–2 santimetreye ulaşabilir.

2. Burnumuz Aslında Sürekli Çalışıyor

Parfüm sıktığınızda ilk birkaç dakika kokuyu çok güçlü hissedersiniz. Bir süre sonra ise koku sanki ortadan kaybolmuş gibi gelir.

Oysa parfüm hâlâ üzerinizdedir.

Bunun nedenlerinden biri koku sistemimizin sürekli aynı uyarana karşı duyarlılığının azalmasıdır. Bu durum çevremizde değişmeyen kokular yerine yeni kokuları fark etmemizi kolaylaştırır.

Bu yüzden kendi evinizin kokusunu pek fark etmezken başka bir eve girdiğinizde ortamın kokusu hemen dikkatinizi çekebilir.

3. Gözlerimiz Sürekli Küçük Hareketler Yapıyor

Bir noktaya dikkatle baktığınızı düşündüğünüzde bile gözleriniz tamamen hareketsiz değildir.

Gözler çok küçük ve hızlı hareketler gerçekleştirir. Bu hareketler görsel sistemimizin çevredeki ayrıntıları algılamaya devam etmesine katkıda bulunur.

Üstelik gözlerimiz gün boyunca binlerce kez kırpılır. Göz kırpmak yalnızca refleks değildir; göz yüzeyindeki gözyaşı tabakasının yayılmasına ve gözün nemli kalmasına yardımcı olur.

Tüm bunlar o kadar otomatik gerçekleşir ki çoğu zaman fark etmeyiz.

4. Mideniz Kendi Dokusunu Korumak Zorunda

Midenin içerisinde oldukça asidik bir ortam bulunur. Bu ortam besinlerin sindirilmesine ve bazı mikroorganizmaların etkisiz hale getirilmesine yardımcı olur.

Peki mide neden kendi kendini sindirmiyor?

Mide yüzeyinde bulunan koruyucu mukus tabakası ve çeşitli hücresel savunma mekanizmaları mide dokusunun asitten korunmasına yardımcı olur. Mide yüzeyindeki hücreler de düzenli olarak yenilenir.

Bu koruyucu mekanizmalar bozulduğunda ise mide dokusu zarar görebilir.

Yani mideniz yalnızca yediklerinizi sindirmiyor; aynı zamanda kendisini de oldukça zorlu bir ortamdan koruyor.

5. Vücudumuz Her Gün Milyonlarca Hücreyi Yeniliyor

Vücudumuz dışarıdan aynı görünse de içeride sürekli bir değişim yaşanır.

Cilt, bağırsak yüzeyi ve kan hücreleri gibi birçok hücre türü belirli süreler sonunda yenilenir. Ancak internette sıkça karşılaşılan “Vücudumuz tamamen 7 yılda bir yenilenir” ifadesi doğru değildir.

Çünkü bütün hücrelerin yaşam süresi aynı değildir.

Bazı hücreler birkaç gün veya hafta içerisinde yenilenirken bazıları yıllarca yaşayabilir. Bazı sinir hücreleri ise hayatımız boyunca bizimle kalabilir.

Vücudumuz bu nedenle tek seferde yenilenen bir yapı değil, farklı hızlarda sürekli bakım yapılan canlı bir sistemdir.

6. Karaciğerimizin Yenilenme Yeteneği Oldukça Güçlü

Karaciğer insan vücudunun en dikkat çekici organlarından biridir.

Besinlerin işlenmesinden bazı zararlı maddelerin metabolize edilmesine, enerji depolanmasından çeşitli proteinlerin üretimine kadar çok sayıda görev üstlenir.

Onu özellikle ilginç yapan özelliklerinden biri de belirli koşullarda kaybettiği dokunun önemli bir bölümünü yeniden oluşturabilmesidir.

Ancak bu özellik “Karaciğere ne yaparsak yapalım kendini yeniler” anlamına gelmez. Uzun süre devam eden bazı hastalıklar ve hasarlar karaciğerde kalıcı problemlere yol açabilir.

7. Derimiz Sandığımızdan Çok Daha Fazlasını Yapıyor

Cildi yalnızca vücudumuzu kaplayan bir yüzey olarak düşünmek büyük haksızlık olur.

Cilt, dış dünya ile vücudumuz arasındaki en önemli bariyerlerden biridir.

Mikroorganizmalar ve çeşitli dış etkenlere karşı koruma sağlar, su kaybının kontrol edilmesine yardımcı olur ve sıcaklık düzenlenmesinde rol oynar.

Sıcakladığımızda terlememiz ve ciltteki damarların genişlemesi vücudun ısı kaybetmesine yardımcı olabilir. Soğukta ise damarlar daralarak ısı kaybının azaltılmasına katkı sağlar.

Yani cildimiz aslında günün 24 saati çalışan gelişmiş bir koruma ve düzenleme sistemi gibidir.

8. Kemiklerimiz Düşündüğümüz Kadar “Cansız” Değil

İskeletimizi genellikle vücudun değişmeyen sert çatısı gibi düşünürüz.

Oysa kemik canlı bir dokudur.

Eski kemik dokusu sürekli olarak parçalanırken yerine yeni kemik dokusu oluşturulur. Bu süreç yaşam boyunca devam eder.

Kemikler ayrıca kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin depolanmasında rol oynar. Kemik iliği ise kan hücrelerinin üretildiği önemli bir bölgedir.

Yani iskeletimiz yalnızca bizi ayakta tutan bir yapı değildir; metabolik açıdan da oldukça aktiftir.

9. Vücudumuz Sıcaklığını Sürekli Ayarlıyor

Normal vücut sıcaklığının tam olarak 37 derece olması gerektiğini sıkça duyarız. Gerçekte ise vücut sıcaklığı kişiden kişiye ve günün saatine göre belirli bir aralıkta değişebilir.

Beyindeki hipotalamus vücut sıcaklığının düzenlenmesinde önemli rol oynar.

Çok sıcak olduğumuzda terleme ve cilt damarlarının genişlemesi ısı kaybetmemize yardımcı olur.

Soğuduğumuzda ise damarlar daralabilir ve titreme başlayabilir. Titreme sırasında kasların hızlı kasılıp gevşemesi ısı üretimini artırır.

Kısacası vücudumuzun sıcaklığını koruması, arka planda sürekli çalışan karmaşık bir denge sisteminin sonucudur.

10. Kalbimiz Bir Gün İçinde Yaklaşık 100 Bin Kez Atabilir

Dinlenme halinde dakikada yaklaşık 60–100 kez atan bir kalbi düşünelim.

Bu sayı gün boyunca toplandığında yaklaşık 86 bin ile 144 bin kalp atımı anlamına gelebilir. Dakikada ortalama 70 civarında atan bir kalp ise bir günde yaklaşık 100 bin kez kasılır.

Üstelik bu süreç siz uyurken de devam eder.

Egzersiz yaptığınızda kalbiniz daha hızlı çalışarak kaslara daha fazla oksijen ve besin taşınmasına yardımcı olur. Dinlenmeye geçtiğinizde ise ihtiyaca göre yeniden yavaşlar.

Biz günlük işlerimize odaklanırken kalp, akciğerler, damarlar, böbrekler, karaciğer ve daha birçok sistem arka planda durmaksızın çalışır.

Belki de insan vücudunun en şaşırtıcı özelliği tek tek organların neler yapabildiğinden çok, bütün bu sistemlerin aynı anda ve büyük ölçüde biz farkında olmadan birlikte çalışabilmesidir.

Yoruma Kapalı