Herkes kısa kolluyken siz hırka mı arıyorsunuz? Elleriniz ve ayaklarınız sık sık buz gibi oluyor, bulunduğunuz ortam başkalarına sıcak gelirken siz hâlâ üşüyor musunuz?
Üşümek vücudumuzun sıcaklığını korumaya yönelik doğal tepkilerinden biridir. Ancak bazı insanlar çevresindekilere göre çok daha fazla üşüyebilir. Bu durum bazen tamamen kişisel özelliklerden kaynaklanırken bazen de beslenme düzeninden kansızlığa kadar farklı faktörlerle ilişkili olabilir.
Özellikle sonradan başlayan, sürekli hale gelen veya başka belirtilerin eşlik ettiği üşüme hissini yalnızca “Ben zaten üşüyen biriyim” diyerek geçiştirmemek gerekir.
Peki bazı insanlar neden diğerlerinden daha fazla üşür? İşte vücut ısısını ve soğuğa karşı hassasiyetimizi etkileyebilen 7 faktör.
1. Vücut Yapısı ve Kas Miktarı
Aynı odada bulunan iki kişinin sıcaklığı tamamen farklı hissetmesi şaşırtıcı değildir.
Vücudumuz sürekli olarak ısı üretir ve bu üretimde metabolizma ile kas dokusu önemli rol oynar. Kaslar özellikle hareket sırasında önemli miktarda ısı üretir.
Vücut yapısı, kas miktarı ve yağ dokusunun dağılımı kişinin soğuğu nasıl algıladığını etkileyebilir.
Bu nedenle daha düşük kas kütlesine sahip bazı kişiler soğuğa karşı daha hassas olabilir. Ancak vücut ağırlığına bakarak bir kişinin ne kadar üşüyeceğini kesin olarak tahmin etmek mümkün değildir.
Yaş, hormonlar, dolaşım ve metabolizma gibi birçok faktör de devreye girer.

2. Demir Eksikliği ve Anemi
Sürekli üşümenin altında araştırılması gereken nedenlerden biri demir eksikliği anemisidir.
Demir, hemoglobin üretimi için gereklidir. Hemoglobin ise kırmızı kan hücrelerinin oksijeni vücudun farklı bölgelerine taşımasına yardımcı olur.
Anemi geliştiğinde dokulara yeterli oksijen taşınması zorlaşabilir.
Üşümenin yanında:
• Sürekli yorgunluk
• Halsizlik
• Soluk görünüm
• Baş dönmesi
• Çarpıntı
• Efor sırasında nefes darlığı
gibi belirtiler de görülebilir.
Ancak yalnızca çok üşüdüğünüz için demir takviyesine başlamak doğru değildir. Demir eksikliği ve anemi kan testleriyle değerlendirilmelidir. Gereksiz demir kullanımı da sağlık açısından sorun oluşturabilir.
3. Tiroid Bezinin Yavaş Çalışması
“Eskiden bu kadar üşümezdim ama son zamanlarda sürekli üşüyorum.”
Böyle bir değişiklik varsa değerlendirilmesi gereken durumlardan biri hipotiroidi, yani tiroid bezinin yeterince hormon üretmemesidir.
Tiroid hormonları metabolizmanın düzenlenmesinde önemli rol oynar. Tiroid hormonlarının yetersiz olduğu durumlarda metabolik süreçler yavaşlayabilir ve soğuğa karşı hassasiyet artabilir.
Hipotiroidide üşümeye ek olarak:
• Yorgunluk
• Kabızlık
• Ciltte kuruluk
• Saçlarda incelme veya dökülme
• Kilo artışı
• Konsantrasyon güçlüğü
gibi belirtiler görülebilir.
Bu belirtilerin başka birçok nedeni olabileceği için tanı yalnızca şikâyetlere bakılarak konulmaz. Gerekli durumlarda doktor değerlendirmesi ve kan testleri gerekir.

4. Çok Az Kalori Tüketmek
Kilo vermeye çalışırken günlük enerji alımını aşırı derecede azaltmak da kişinin daha fazla üşümesine katkıda bulunabilir.
Vücudumuz yalnızca yürümek veya egzersiz yapmak için enerji harcamaz. Nefes almak, kalbin çalışması, organların görevlerini yerine getirmesi ve vücut sıcaklığının korunması için de sürekli enerji kullanır.
Uzun süre ihtiyaçtan çok daha az enerji almak metabolik ve hormonal uyumlara neden olabilir.
Özellikle çok kısıtlayıcı diyetlerde üşümenin yanında halsizlik, egzersiz performansında düşüş, yoğun açlık ve konsantrasyon problemleri de ortaya çıkabilir.
Kilo vermek için mümkün olduğunca az yemek yerine kişinin ihtiyaçlarına uygun, sürdürülebilir bir enerji açığı oluşturmak daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
5. Dolaşım Problemleri
“Ben aslında üşümüyorum ama ellerim ve ayaklarım sürekli buz gibi.”
Bu şikâyet biraz farklı olabilir.
Soğuk bir ortamda vücudumuz hayati organların sıcaklığını koruyabilmek için el ve ayak gibi uç bölgelere giden kan akışını azaltabilir. Bu doğal bir savunma mekanizmasıdır.
Ancak bazı kişilerde el ve ayaklardaki soğukluk çok daha belirgin olabilir.
Örneğin Raynaud fenomeninde soğuk veya stres nedeniyle el ve ayak parmaklarındaki küçük damarlar aşırı daralabilir. Parmaklarda beyazlaşma, morarma veya kızarma gibi renk değişiklikleri ortaya çıkabilir.
Özellikle belirgin renk değişikliği, uyuşma veya ağrı eşlik ediyorsa değerlendirilmesi önemlidir.
6. Uykusuzluk ve Yorgunluk
Az uyuduğunuz bir gün normalden daha fazla üşüdüğünüzü fark etmiş olabilirsiniz.
Bu yalnızca tesadüf olmayabilir.
Uyku, vücudun sıcaklık düzenleme sistemleriyle yakından ilişkilidir. Vücut sıcaklığımız gün içerisinde sabit değildir; biyolojik saatimize bağlı olarak doğal şekilde yükselir ve düşer.
Yetersiz veya düzensiz uyku bu ritimleri etkileyebilir. Ayrıca uykusuzluk genel enerji düzeyini ve kişinin çevresel sıcaklığı nasıl algıladığını da etkileyebilir.
Bu nedenle sürekli üşümenin yanında sürekli yorgunluk da varsa uyku düzenini gözden geçirmek iyi bir başlangıç olabilir.

7. Yaş ve Hormonal Değişimler
Vücudumuzun sıcaklığı düzenleme becerisi yaşam boyunca aynı kalmaz.
Özellikle ileri yaşlarda metabolik hız, kas kütlesi, dolaşım ve cilt altındaki dokular değişebilir. Bu nedenle yaş ilerledikçe bazı kişiler soğuğa karşı daha hassas hale gelebilir.
Hormonal değişimler de sıcaklık algısını etkileyebilir.
Örneğin menopoz döneminde sıcak basmaları çok bilinse de hormonal dalgalanmalar bazı kişilerde sıcaklık algısında farklı değişikliklere yol açabilir.
Bu nedenle üşümeyi tek bir nedene bağlamak yerine kişinin genel sağlık durumu, yaşı, beslenmesi ve diğer belirtileri birlikte değerlendirilmelidir.
Sürekli Üşüyorsanız Ne Zaman Dikkat Etmelisiniz?
Çocukluğunuzdan beri soğuğu çevrenizdekilerden biraz daha fazla hissediyorsanız bu kişisel bir özellik olabilir.
Fakat daha önce böyle bir probleminiz yokken üşüme hissi belirgin şekilde arttıysa veya günlük yaşamınızı etkilemeye başladıysa nedeninin araştırılması faydalı olabilir.
Özellikle üşümeye;
• Belirgin ve sürekli yorgunluk
• Açıklanamayan kilo değişimleri
• Saç dökülmesi
• Solukluk
• Baş dönmesi
• Çarpıntı
• Nefes darlığı
• El ve ayaklarda belirgin renk değişiklikleri
eşlik ediyorsa sağlık profesyoneline başvurmak önemlidir.
Sürekli üşümek tek başına belirli bir hastalığın göstergesi değildir. Bazen bulunduğunuz ortam, vücut yapınız veya yaşam tarzınızla açıklanabilirken bazen demir eksikliği, tiroid sorunları veya başka sağlık durumlarıyla ilişkili olabilir.
Bu yüzden çözüm her zaman daha kalın giyinmek olmayabilir. Vücudunuzun daha önce vermediği bir sinyali sürekli vermeye başladığını fark ediyorsanız, asıl önemli olan bu değişikliğin nedenini anlamaktır.