Bir arkadaşınızın yeni bir işe başladığını öğrendiniz. Başarısına sevindiniz ama içinizden küçük bir ses yükseldi: “Ben neden hâlâ aynı yerdeyim?”

Ya da sosyal medyada birinin tatil fotoğraflarını gördünüz. Birkaç dakika öncesine kadar gününüzden memnunken bir anda kendi hayatınızın yeterince güzel olmadığını düşünmeye başladınız.

Başkalarıyla kıyaslama yapmak, çoğumuzun zaman zaman farkında bile olmadan gerçekleştirdiği bir davranış.

Üstelik yalnızca başarımızı, görünüşümüzü veya maddi durumumuzu değil; ilişkilerimizi, alışkanlıklarımızı ve hatta ne kadar mutlu olduğumuzu bile başkalarıyla karşılaştırabiliyoruz.

Peki bunu neden yapıyoruz? Başkalarının hayatına bakmak neden bazen kendimizi yetersiz hissetmemize neden oluyor?

Kendimizi Başkalarıyla Kıyaslamamızın Nedeni Ne?

İnsanlar, kendi özelliklerini ve başarılarını değerlendirmek için zaman zaman başkalarını referans alır.

Psikolojide bu durum sosyal karşılaştırma olarak adlandırılır.

Sosyal karşılaştırma kuramına göre insanlar, özellikle kendilerini değerlendirebilecekleri nesnel ölçütlerin bulunmadığı durumlarda başkalarıyla karşılaştırma yapma eğilimindedir.

Örneğin işinizde ne kadar başarılı olduğunuzu anlamaya çalışırken benzer pozisyonlarda çalışan kişilerin deneyimlerine bakabilirsiniz.

Bu tür karşılaştırmalar her zaman olumsuz değildir.

Bazen gelişmemiz gereken alanları fark etmemizi, yeni hedefler belirlememizi veya başkalarının deneyimlerinden öğrenmemizi sağlayabilir.

Ancak karşılaştırmalar sürekli hale geldiğinde ve yalnızca eksiklerimize odaklandığımızda kendimize yönelik değerlendirmelerimiz olumsuz etkilenebilir.

Özellikle başkalarının güçlü yönleriyle kendi zayıf yönlerimizi karşılaştırmak, gerçeği olduğundan farklı algılamamıza neden olabilir.

Neden Hep Bizden Daha Başarılı İnsanlara Bakıyoruz?

Sosyal karşılaştırmalar farklı yönlerde gerçekleşebilir.

Yukarı yönlü karşılaştırma, kendimizi bizden daha başarılı, yetenekli veya avantajlı gördüğümüz kişilerle karşılaştırmamızdır.

Örneğin spor yapmaya yeni başladığınızda yıllardır düzenli antrenman yapan birinin performansına bakabilirsiniz.

Bu karşılaştırma size ilham verebilir. Ancak kendi ilerlemenizi yetersiz görmenize de neden olabilir.

Aşağı yönlü karşılaştırma ise kendimizi belirli bir konuda daha dezavantajlı durumda olduğunu düşündüğümüz kişilerle karşılaştırmamızdır.

Bu tür karşılaştırmalar bazen kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayabilir.

Ancak sürekli başkalarından daha iyi durumda olduğumuzu kanıtlamaya çalışmak da sağlıklı bir öz değerlendirme yöntemi değildir.

Önemli olan başkalarının hangi noktada bulunduğundan çok, kendi koşullarımızı ve gelişimimizi değerlendirebilmektir.

Sosyal Medya Kıyaslama Alışkanlığını Artırıyor mu?

Eskiden kendimizi daha çok yakın çevremizdeki insanlarla karşılaştırırken bugün dünyanın farklı yerlerinden binlerce kişinin hayatını görebiliyoruz.

Üstelik sosyal medyada gördüğümüz içerikler çoğunlukla insanların seçerek paylaştığı anlardan oluşuyor.

Başarılar, tatiller, mutlu ilişkiler, düzenli evler ve kusursuz görünen günlük rutinler…

Ancak bu görüntüler bir insanın hayatının tamamını yansıtmaz.

Birinin en güzel tatil fotoğrafını kendi sıradan pazartesi gününüzle karşılaştırdığınızda ortaya adil bir değerlendirme çıkmayabilir.

Araştırmalar, özellikle sosyal medyada yoğun karşılaştırma yapmanın bazı kişilerde düşük öz saygı ve olumsuz duygularla ilişkili olabildiğini göstermektedir.

Bununla birlikte sosyal medya kullanımı herkesi aynı şekilde etkilemez.

Bazı kişiler başkalarının paylaşımlarından ilham alırken bazıları kendi hayatını daha yetersiz değerlendirmeye başlayabilir.

Burada önemli olan yalnızca ne kadar süre sosyal medya kullandığımız değil, içeriklerle nasıl ilişki kurduğumuzdur.

Başkalarının Başarısı Neden Bazen Bizi Rahatsız Eder?

Bir arkadaşımızın başarısına içtenlikle sevinebilirken aynı anda kendimizle ilgili hayal kırıklığı hissedebiliriz.

Bu iki duygu birbiriyle çelişmek zorunda değildir.

Örneğin uzun zamandır iş değiştirmek istiyorsanız bir arkadaşınızın yeni bir işe başlaması, kendi hedeflerinizi hatırlatabilir.

Aslında sizi rahatsız eden şey arkadaşınızın başarısı değil, henüz gerçekleştiremediğinizi düşündüğünüz kendi hedefiniz olabilir.

Benzer şekilde evlilik, çocuk sahibi olma, kariyer veya maddi kazanç gibi konularda toplumun beklentileri de karşılaştırma baskısını artırabilir.

Ancak insanların yaşam koşulları, fırsatları, öncelikleri ve hedefleri birbirinden farklıdır.

Aynı yaşta olmak, aynı zamanda aynı noktada bulunmamız gerektiği anlamına gelmez.

Sürekli Kıyaslama Yapmak Psikolojimizi Nasıl Etkiler?

Zaman zaman yapılan karşılaştırmalar doğal bir davranış olsa da sürekli kendimizi başkalarıyla ölçmek yorucu hale gelebilir.

Özellikle yalnızca bizden daha başarılı olduğunu düşündüğümüz kişilere odaklandığımızda kendi ilerlememizi fark etmekte zorlanabiliriz.

Bu durum bazı kişilerde:

  • Kendini yetersiz hissetme
  • Başarılarından memnun olamama
  • Sürekli daha fazlasını yapma baskısı
  • Kıskançlık veya huzursuzluk
  • Özgüvenin azalması
  • Başkalarının onayına aşırı önem verme

gibi deneyimlerle ilişkili olabilir.

Örneğin uzun süredir ulaşmak istediğiniz bir hedefi gerçekleştirdiğinizde bile hemen sizden daha ileri birini düşünüyorsanız başarınızın tadını çıkarmakta zorlanabilirsiniz.

Böylece hedeflerinize ulaşsanız bile kendinizi sürekli geride kalmış hissedebilirsiniz.

Kendimizi Başkalarıyla Kıyaslamayı Nasıl Azaltabiliriz?

Karşılaştırma yapmayı tamamen bırakmak gerçekçi bir hedef olmayabilir.

Ancak bu alışkanlığın günlük yaşamımızı ne kadar etkilediğini değiştirebiliriz.

1. Kıyaslama yaptığınız anları fark edin.

Hangi durumlarda kendinizi daha yetersiz hissediyorsunuz? Sosyal medyada gezinirken mi, arkadaşlarınızın başarılarını duyduğunuzda mı?

Bu anları fark etmek, otomatik düşüncelerinizi değerlendirmeyi kolaylaştırabilir.

2. Gördüğünüz hayatın tamamını bilmediğinizi hatırlayın.

Bir kişinin başarılarını görebilirsiniz ancak karşılaştığı zorlukları, aldığı desteği veya başlangıç koşullarını bilmiyor olabilirsiniz.

3. Kendi ilerlemenizi değerlendirin.

Bugünkü durumunuzu yalnızca başkalarıyla değil, geçmişteki kendinizle de karşılaştırın.

Bir yıl önce yapamadığınız ama bugün yapabildiğiniz neler var?

4. Sosyal medya alışkanlıklarınızı gözden geçirin.

Belirli hesapları takip ettikten sonra sürekli kötü hissediyorsanız bu içeriklerle aranıza mesafe koyabilirsiniz.

5. Başarı tanımınızı kendiniz oluşturun.

Herkes için başarı aynı anlama gelmez.

Bazıları için kariyer basamaklarını çıkmak önemliyken bazıları için daha fazla boş zaman, sağlıklı ilişkiler veya huzurlu bir yaşam öncelikli olabilir.

6. Başkalarının başarısını bilgi kaynağı olarak görün.

Birinin başarısı sizi rahatsız ettiğinde yalnızca kendinizi eleştirmek yerine şu soruyu sorabilirsiniz:

“Bu kişinin deneyiminden kendi hedeflerim için öğrenebileceğim bir şey var mı?”

Bu yaklaşım, karşılaştırmayı kendinizi yargıladığınız bir süreçten öğrenme fırsatına dönüştürebilir.

Herkesin Hayatı Aynı Hızda İlerlemek Zorunda mı?

Hayatımızın belirli dönemlerinde çevremizdeki insanların bizden daha hızlı ilerlediğini düşünebiliriz.

Bir arkadaşımız evlenirken başka biri kariyerinde yükseliyor, bir diğeri yeni bir şehre taşınıyor olabilir.

Ancak bu gelişmelerin hepsi aynı hedefe doğru yapılan bir yarışın aşamaları değildir.

İnsanların beklentileri, sorumlulukları ve yaşam koşulları farklıdır.

Üstelik dışarıdan başarılı görünen bir hayatın, o kişiyi ne kadar mutlu ettiğini her zaman bilemeyiz.

Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak bazen yönümüzü bulmamıza yardımcı olabilir. Ancak bu karşılaştırmalar kendi değerimizi belirlemenin tek ölçütü haline geldiğinde bizi yıpratabilir.

Başkalarının hangi noktaya ulaştığını görmek yerine zaman zaman kendi yolculuğumuza bakmak, gerçekten ne istediğimizi fark etmemizi sağlayabilir. Çünkü herkesin hedefi, başlangıç noktası ve ilerleme hızı aynı olmak zorunda değildir.

Yoruma Kapalı